Ahşap masa üzerinde yağlı boya tüpleri, fırçalar, spatula ve terebentin şişesiyle bir ressamın çalışma köşesi

On yılı aşkın sürenin sonunda gerçekten başlangıç için lazım olduğuna inandığım malzemeler: birkaç kaliteli fırça, iki boy spatula, 37 ml'lik 24'lü bir boya seti ve bir şişe terebentin. Gereksiz çıkanlar ise baştan aldığım 200 ml tüpler, kalabalık fırça setleri, beş boy spatula, hırdavat tineri ve masaüstü şövale. Bu yazıda aldığım her malzemeyi tek tek değerlendirdim; hangi hataları yaptığımı, nelerin işe yaradığını ve bugün sıfırdan başlasam ne alacağımı dürüstçe anlattım.

On Bir Yılın Özeti: Neler Aldım, Neler Köşede Kaldı?

Resimle yaklaşık on bir yıldır aralıksız uğraşıyorum; ondan önceki serüvenim ise hep aralıklıydı — araya uzun bir mola girdi, sonra tekrar döndüm. Nasıl başladığımı ve bu sürecin hikâyesini resim çizmeye nereden başlamalı yazısında anlatmıştım; bu yazı ise o sürecin hata listesi gibi düşünülebilir.

Bu yıllar içinde hobi24, Tahtakale Hobi, Hakikat Kırtasiye, Anka Sanat ve Güven Sanat gibi mağazalardan alışveriş yaptım. Aldıklarımın kısa listesi şöyle:

  • Basit marka 6'lı ve 12'li fırça setleri; sonrasında Winsor & Newton ve daha kaliteli fırçalar
  • 5 boy spatula (palet bıçağı) takımı
  • Aynı alışverişte: 37 ml ve daha küçük tüplerden oluşan 24'lü set + Pebeo 200 ml tüplerde 9 renk
  • Arada Bigpoint marka ucuz bir beyaz; onun dışında hep Pebeo ve Winsor & Newton kullandım
  • Sonradan profesyonel seri yağlı boyalar
  • Masaüstü şövale, çeşitli paletler; inceltici tarafında önce hiç kullanmama dönemi, sonra tiner, en sonunda terebentin

Şimdi bu listeyi kalem kalem açayım; çünkü asıl ders, ne aldığımda değil, neyi neden yanlış aldığımda saklı.

Boya Boyutu Dersi: 37 ml Set ve 200 ml Tüpleri Aynı Anda Almak

İlk alışverişimde iki şeyi birden aldım: 24 renkli, 37 ml ve daha küçük tüplerden oluşan bir set ile Pebeo'nun 200 ml tüplerinden 9 renk. Kâğıt üstünde garantici bir plan gibi görünüyordu: küçük tüplerle renk çeşitliliği, büyük tüplerle bol boya. Pratikte ise 200 ml tüpleri almak düpedüz gereksizdi; birçoğunun yarısını dahi tüketmedim, çünkü hangi renkleri tüketeceğimi gerçekten bilmiyormuşum.

Örneğin şu tüpler hâlâ duruyor:

  • Pebeo Huile Fine XL Yağlı Boya 200 ml 28 Cobalt
  • Pebeo Huile Fine XL Yağlı Boya 200 ml 36 Vivid Red
  • Pebeo Huile Fine XL Yağlı Boya 200 ml 34 Bright Green
  • Pebeo Huile Fine XL Yağlı Boya 200 ml 22 Burnt Sienna

Bunları almam gerekli miydi, bilmiyorum; 50'ye yakın tablo boyunca bu tüplerin yarısı hâlâ dolu. 37–38 ml, yağlı boyada standart tüp boylarından biri ve başlangıç için uygun( 1 ). Pebeo XL Studio serisi de keten ve aspir yağı bazlı, yüzeyde hızlı kuruyan ve yaklaşık üç gün sonra üzerine yeni kat atılabilen bir stüdyo boyası( 2 ); yani ürünlerin kendisinde sorun yoktu, sorun 200 ml boyu tercih etmemdeydi. On bir yıl sonra bugünkü net çıkarımım şu: Pebeo gibi bilinen bir markanın 37 ml'lik 12'li ya da 24'lü setini almak en avantajlı yol; 200 ml tüplere hiç girmeyin. Biten renk olursa onu tekli 37 ml tüple tamamlamak, hem israfı hem de çekmecede bekleyen sermayeyi önlüyor. Tabi uzun uzun hobi niyetine karalayıp boyaları çarçur edip boylarla oynamak istiyorsanız başka, o durumda bile kullanacağınız renklerin büyük tüplerini alın hatta ileride daha kaliteli daha büyük boyları da alırsınız.

Beyaz, Sarı ve Mavi Neden Hep Önce Bitti?

Küçük tüplü sette ilk biten renkler her seferinde aynıydı: beyaz, sarı ve mavi. Öyle ki bir ara sırf beyazı idare etsin diye Bigpoint marka ucuz bir beyaz bile aldım. Bunun nedeni aslında basit; açık tonların ve gökyüzü, deniz, ışık gibi geniş alanların neredeyse tamamı bu renklerden geçiyor. Ayrıca ara renklerin çoğunu primer renklerden karıştırdığınızda, tüketim doğal olarak o birkaç tüpe biniyor. Renk üreticisi Gamblin'in ustalarına göre üç primer renkten kurulu bir palet bile çok geniş bir karışım alanı sunuyor( 3 ). Benim gözlemim de bunu doğruladı: karıştırarak çalıştıkça primerler ve beyaz eriyor, hazır renkler ise duruyor.

En Pahalı Hatam: Hazır Renkler — Kahverengi, Siyah, Bordo ve Yeşiller Neden 11 Yıldır Duruyor?

24'lü setin en cazip yanı renk çeşitliliğiydi; en büyük güzelliği de renk üretmekle uğraşmamak oluyor yeni başlayanlar için. Kahverengi,  bordo, açık ve koyu yeşil gibi tüpler on bir yıldır neredeyse dolu duruyor. Çünkü bu renklerin hepsi zaten karışımla elde edilebiliyor.

Gamblin'in renk sohbetinde bu konu açıkça geçiyor: birçok eğitmen tüpten siyah kullanımını önermiyor; ressamların önemli bir kısmı siyahı Burnt Sienna ile Ultramarine mavisi gibi ikililerden kendisi karıştırıyor( 3 ). Aynı mantık kahverengi ve yeşiller için de geçerli: primer renkler ve bir-iki toprak rengiyle bu tonların tamamına ulaşmak mümkün. Ama bu şekilde çalışmaya ileride geçersiniz.

Notum: 12'li ya da 24'lü setle başlayın bu durumda bile renklerin bir kısmı elinizde kalacak; asıl tüketim primer renklere ve beyaza binecek. Bu yüzden ağırlığı renk karıştırmayı öğrenmeye verin ve hevesiniz kırılmadan birkaç güzel tablo ortaya çıkarın bu motivasyonunuzu arttırır.

Öğrenci Boyasından Winsor & Newton'a: Kalite Farkı Gerçekten Hissediliyor mu?

Dürüst olayım: uzun süre "boya boyadır" diye düşündüm. Elimden Bigpoint gibi ucuz bir beyaz da geçti, Pebeo da; sonradan Winsor & Newton ve profesyonel seri boyalar alınca fikrim değişti. Boya karışımı, renk dağılımı ve ton farkı kendini gerçekten belli ediyor; aynı karışım oranıyla daha temiz, daha doygun renkler çıkıyor.

Bunun teknik bir karşılığı var. Winsor & Newton'ın yağlı boyaya giriş rehberi, hem pigmentin hem de bağlayıcı yağın kalitesinin resmin zenginliğinde ve parlaklığında büyük fark yarattığını; en üst seri olan Artists' Oil'in en güçlü ve en saf pigmentlerle üretildiğini, Winton serisinin ise başlangıç için uygun fiyatlı bir seçenek olduğunu söylüyor( 4 ). Türkçe kaynaklarda da yağlı boyalar öğrenci tipi, stüdyo (profesyonel) ve artist kalite olarak üç sınıfa ayrılıyor( 1 ).

Benim çıkarımım şu: kalitesiz öğrenci boyasıyla başlamak yanlış değil, hatta öğrenme döneminde mantıklı; ama orta ve ileri seviye boyalara geçtiğinizde resimlerinizdeki kalite sıçramasını gözle görüyorsunuz. O farkı görünce "keşke temel renkleri baştan iyi seriden alsaydım" diyorsunuz. Şunu bilin resim yapmayı öğrendikten sonra kaliteli malzemelerle işiniz dahada kolaylaşacak.

Fırça Setleri: 6'lı-12'li Set mi, İşe Göre Seçim mi?

İlk fırçalarım basit markaların 6'lı ve 12'li setleriydi. Sorun setin kendisinde değil, benim seçim mantığımdaydı: fırçayı yapacağım tabloya göre değil, "sette var" diye kullanıyordum. Üç yıl boyunca büyük tuvallerde küçük fırçalarla saatlerce uğraştım; asıl yapmam gereken, tablo büyüklüğüne ve çalışma alanına göre fırça çeşidi ve boyu seçmekti. Bu, bu yazıdaki en net derslerimden biri. İlk başta resim malzeme sayınız 5'i geçmesin. bunlardan hangisinin seçmeniz gerektiği sonraki yazılarda.

Kaliteli fırçalara geçtiğimde boyayı sürme hissi, kenar kontrolü ve fırçanın form tutması arasındaki farkı ilk seansta hissettim. Önerim şu: kalabalık set yerine, çalıştığınız tuval boyuna uygun üç kaliteli fırçayla başlayın biri spatula ve zemin fırçası olsun; eksik kaldıkça tamamlayın.

Spatula: 5 Boy Aldım, 2 Boy Yetti

Beş boy spatula takımı aldığımda hepsini kullanacağımı sanıyordum. On bir yılın sonunda düzenli kullandığım sadece iki boy: biri palette renk karıştırmak, diğeri tuvalde doku ve geniş sürüşler için. burda numara ölçüsü önemli ben bakmadan aldım sanırım onunla bir duvar üstünde çalışma yapsam anca yeterli gelir.

Kaynaklar da bu deneyimi destekliyor. Jackson's'ın yağlı boya rehberi, renk karışımını düzenli tutmak için bir-iki palet bıçağının yeterli olduğunu söylüyor( 6 ). Spatulayla resim yapmaya (impasto, dokulu çalışma) merak saranlar için ise farklı bıçakların farklı izler bıraktığı, geniş düz bir bıçağın yüzeyi hızla kapattığı doğru( 7 ); ama bu bile beş boy gerektirmiyor. Kalanı çekmecede duruyor.

İnceltici Hatalarım: Önce Hiç Kullanmadım, Sonra Tinere Geçtim

İnceltici konusunda tek değil, iki hata yaptım. İlk yanlışlarımdan biri hiç inceltici kullanmamaktı: boyayı yağla ezip bol yağla çalışıyordum. Sonuç, yüzeyi gereğinden fazla parlayan tablolardı. Yağı ölçüsüz kullanmanın bedelini resmin yüzeyinde gördüm; incelticiyi ve yağı, kullandığınız yağın türüne göre dengeli kullanmak gerekiyor. Keten yağı kolay kuruyan ama sararmaya yatkın, haşhaş yağı ise şeffaf, sararmayan fakat geç kuruyan bir bağlayıcı( 1 ); bu dengeyi öğrenene kadar epey tuval harcadım. Fakat tüm bu boya israfına rağmen dediğim gibi bazı renkler hiç azalmadı.

İkinci hatam, incelticiye geçtiğimde hırdavat tipi tineri seçmekti. Jackson's'ın solvent rehberi bu konuda net bir çerçeve çiziyor: "tiner", "white spirit", "mineral spirit" gibi adlarla satılan ürünlerin hepsi petrol damıtığı ailesinden; ama boya inceltmede sanatçı kullanımı için üretilmiş, en rafine ve düşük kokulu solventlerin tercih edilmesi gerekiyor( 8 ). Sıradan tiner keskin kokusu ve rafine olmayan yapısıyla hem çalışma ortamını çekilmez yapıyor hem de boyanın davranışını öngörülmez hâle getiriyor; bunu bizzat yaşadım. İki adet küçük bal tüpleri boyayı ezerken iyi oluyor. Yanına iki adet orta boy kavanoz 150ml fırça temizliği için, bir adet te bez veya kağıt havlu, ıslak mendil. fırça temizliği hem boyama sırasında hem boyama sonrası oldukça önemli. Örneğin açık gökyüzü resmedeceksiniz ve fırçanızda kırmızı kaldı azıcık beyaz atacaksınız alta ama olmuyor niye çünkü kırmızı kaldı fırçada, Sürekli daha açık pembe elde ediyorsunuz.

Terebentin ve Kokusuz Alternatifler

Terebentine geçtiğimde fark hemen belli oldu. Damıtılmış terebentin, çam reçinesinden elde edilen geleneksel çözücü; hem yağlı boyayı inceltmek hem de fırça gibi malzemeleri temizlemek için kullanılıyor. Solvent bazlı olduğu için yanıcı; şişenin kapağını sıkıca kapatıp karanlıkta saklamak gerekiyor, çünkü hava ve ışık ürünü yoğunlaştırıyor( 9 ). Kokudan rahatsız olanlar için düşük kokulu solventler de var; Jackson's rehberi hassas kullanıcılara bu sınıfı öneriyor( 8 ).

Güvenlik notu: Terebentin ve benzeri solventler yanıcıdır; havalandırılan ortamda çalışmak, göz temasından kaçınmak ve şişeyi ağzı kapalı saklamak gerekir( 9 ).

Palet Seçimi: Ahşap mı, Cam mı, Şeffaf Pleksi mi?

Palet konusunda üç durak geçirdim: klasik ahşap palet, cam yüzey ve şeffaf pleksi levha. Jackson's'ın palet rehberi bu seçeneklerin her birinin avantajını ayrı ayrı anlatıyor: ahşap palet gelenekseldir ve elde tutmaya uygundur; cam palet masada çalışanlar için kolay temizlenir ve altına istediğiniz renkte kâğıt koyarak karışımı o zemine göre değerlendirebilirsiniz; şeffaf (akrilik/pleksi) palet ise tuvale doğru kaldırıp karışımı resmin üzerindeki renklerle karşılaştırarak görmeye yarar( 10 ).

Ham ahşap paletin boya ve yağ emdiğini, kullanmadan önce keten yağıyla beslenmesi gerektiğini de sonradan öğrendim( 6 ). Benim vardığım nokta şu: masada çalışıyorsanız cam ya da pleksi, ayakta ve elde çalışıyorsanız hazırlanmış ahşap palet en rahatı. Palet "gereksiz çıkan" bir malzeme değil; ama yanlış türde palet, temizlik yüküyle sizi yorabiliyor. En son cam ve pleksi ile masaüstünde karıştırma yapıyorum zira paletler yetmiyor sanırım çok dağınık çalışıyorum.  İçerikte yer alan görsel şeklide ekleme çıkarma şeklinde kendime bir çalışma ortamı oluşturdum tabi yarısı kadar alçaktı. Çalışma alanınızı kendinize göre belirleyin.

Masaüstü Şövale Neden Kullanışsız Çıktı?

Çalışma alanım küçük diye masaüstü şövale almıştım; bende en az kullanılan malzeme o oldu. Orta boy tuvallerde denge sorunu yaşadım, çalışma açısını ayarlamak zordu ve masanın yarısını işgal ediyordu. Bir süre sonra masaüstü şövale üzerinde oynayarak kendime göre ayarladım. Bir evi marangozluk yaptım da denilebilir. 

Jackson's'ın şövale rehberi aslında bu sonucu baştan söylüyor: şövale seçimi tamamen nerede, hangi boyutta ve nasıl çalıştığınıza bağlı. Masaüstü modeller küçük işler ve masada oturarak çalışanlar için tasarlanmış; büyük tuval ve uzun seanslar için ağır gövdeli stüdyo şövaleleri, taşınabilirlik içinse katlanır saha şövaleleri öneriliyor( 11 ). Ben tam ters mantıkla, önce şövaleyi alıp sonra çalışma tarzımı ona uydurmaya çalıştım. Doğrusu, tuval boyunuzu ve çalışma pozisyonunuzu netleştirip şövaleyi ona göre seçmek.

Fırça Temizliği: Fırçalarımı Erken Eskiten Alışkanlıklar

En büyük hatalarımdan biri, ilk başlarda fırça temizliğini boya kuruyana kadar ertelemekti. Seans bitiyor, fırçalar kenarda bekliyor, boya kılların dibinde kuruyordu; kuruyan boyayı çıkarmaya uğraşırken de fırçaları yıpratıyordum. Fırça ömrümü kısaltan asıl şey kalitesiz fırçalar değil, bu erteleme alışkanlığıydı.

Winsor & Newton'ın fırça rehberi doğru rutini net anlatıyor: önce fazla boyayı bezle almak, solventle çalkalamak, ardından sabunla yıkayıp kılları formuna sokarak kurutmak ve fırçaları başları ezilmeyecek şekilde saklamak gerekiyor( 5 ). Jackson's da bulaşık deterjanı yerine, kılları besleyen doğal yağlarla formüle edilmiş fırça sabununu öneriyor; düzgün temizlenmeyen fırçaların kıllarının açılıp kuruduğunu, sabunla yıkamanın hem solvent kalıntısını aldığını hem de fırça ömrünü uzattığını belirtiyor( 6 ).

Bugün rutinim şu: seans biter bitmez bezle sıyırma, terebentinle durulama, fırça sabunuyla yıkama. Ertelemek yok. Bu üç adım, "kaliteli fırça pahalı" cümlesini geçersiz kılıyor; çünkü bakımlı fırça yıllarca gidiyor. Kurumuş fırça üzerindeki yağları yağ çözücü asperox sarı güçte bekleterek çok çıkarttığım oldu ama tavsiye etmem. fırçanızı çalışmanızın sonunda temizleyip kaldırmak en güzeli. Yıllardır bunu başaramam da benim eksiğim.

Perspektif Hataları: Çizim Temelini Atlamanın Bedeli

Bu bölüm malzemeyle değil malzemeden öncesi ile ilgili; ama listemdeki en büyük eksiklik aslında resimde olgunlaşmadan yağlı boyayla haşır neşir olmam. Gerçi bu durumdan rahatsız değilim bugün olsa yine aynısını yaparım muhtemelen. Ama resim yapma tutkusu çoğu kişide bu aşamada kaybolabiliyor. Ben resim yapmayı bir eğlence olarak gördüm ortaya somut bir eser tablo çıkmasa da. Çok tabloyu sadece karalayıp atmışlığım vardır. Bununla birlikte tamamladığım üstünde yoğun çalıştığım tablolarda dahi çizim tekniklerini öğrenmeden doğrudan boyamaya geçtiğim için halen resimlerimde bariz perspektif hataları var.

Tate'in sanat terimleri sözlüğü perspektifi, üç boyutlu mekânın iki boyutlu yüzeyde temsili olarak tanımlıyor: paralel çizgiler ufka doğru birleşiyormuş gibi görünür ve birleştikleri yere kaçış noktası denir; nesneler uzaklaştıkça küçülür; atmosferin uzakta daha mavi görünmesi ise hava perspektifiyle derinlik hissi verir( 12 ). Bu üç basit ilkeyi bilmeden yapılan her bina, yol ve masa çizimi, ne kadar iyi boyanırsa boyansın "bir yerlerde yanlış" duruyor.

Buna bağlı bir alışkanlığım daha vardı: resmi önce taslak olarak çizmeden, doğrudan boyaya girmek. Böyle çalışınca resim oradan oraya savruluyor; kompozisyon çalışırken şekilleniyor. Dürüst olayım, ben bu savrulmadan zevk aldım — ama çoğu kişi için bu durum "yapamıyorum" endişesine yol açar, çünkü resim bir türlü hedefe oturmaz. Önerim: boyamaya geçmeden  önce birkaç hafta sadece açık renkli sarı vs turuncu renkli kalemle önce resmi tuval üstünde çalışın perspektif ve taslak çalışın; bu, alacağınız en ucuz ve en etkili "malzeme".

Bugün Sıfırdan Başlasam Alışveriş Listem Ne Olurdu?

On bir yılın özeti olarak, bugün sıfırdan başlasam listem şöyle olurdu:

Alırdım:

  • Pebeo gibi bilinen bir markanın 37 ml'lik 12'li ya da 24'lü boya seti
  • Biten renkleri (bende beyaz, sarı ve mavi çıktı) tekli 37 ml tüplerle tamamlamak
  • Tuval boyuma uygun 3-4 kaliteli fırça (doğal kıl veya sert sentetik)
  • 2 boy spatula
  • Damıtılmış terebentin ve fırça sabunu
  • Cam veya pleksi palet
  • Çalışma tarzıma uygun tek bir şövale

Almazdım / yapmazdım:

  • 200 ml büyük tüpler — 50'ye yakın tabloya rağmen yarısı hâlâ dolu (Beyazın üç tüp bittiğini sarının 2 tüp bittiğini bu arada belirteyim)
  • Basit markaların kalabalık fırça setleri
  • 5 boy spatula takımı
  • Hırdavat tipi tiner
  • Masaüstü şövale
  • İncelticisiz, bol yağla çalışmak ve fırça temizliğini ertelemek

Benim vardığım sonuç şu: yağlı boyada iyi başlangıç, çok malzemeyle değil; az sayıda, doğru seçilmiş ve bakımı yapılan malzemeyle oluyor. Setlerin kalabalığı güven veriyor ama pratikte o kalabalığın yarısı çekmecede yaşlanıyor. Malzemeden önce gelen taslak ve perspektif çalışması ise listenin görünmeyen ama en değerli kalemi.

Sık Sorulan Sorular